Gönderen Konu: KASIM AYI HABERLERİ  (Okunma sayısı 3170 defa)

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #24 : 26 Kasım 2006, 06:19:53 »
Yola devam(SELCUK YULA)

--------------------------------------------------------------------------------
Zico, Kayseri maçını kazanan kahramanlarla Manisa maçını kazanan kahramanlar arasında bir seçim yaptı. Bu seçimi kazanan Manisa'da oynayanlar oldu. Öyle ya, Kayseri maçını kazandıran M.Yozgatlı ve Kezman kulübede, Manisa maçını kazandıran Deivid ve Tümer sahadaydı. Dün Deivid ve Tümer'in attığı gollere bakarsak Zico'nun haklı çıktığını söyleyebilirim. Aslında F.Bahçe'nin sahada oynayanlarla kulübede oturan futbolcuları arasında fark olmadığı ortada. Bu da gösteriyor ki lig sonuna kadar şampiyonluk mücadelesindeki en büyük favori F.Bahçe'dir. Takımda her maç ortaya bir yıldız çıkıyor. Dünkü yıldız da Ümit Özat'tır. Uğur Boral'ın sakatlanmasından sonra oyuna girdi. İlk atılan 3 goldeki asistin mimarı oldu. Ve herkesin çok eleştirdiği Ümit bir kez daha ortaya çıktı. Belli ki yedekte oturması kendisine çok koymuş. Şu da gösteriyor ki F.Bahçe'nin yedek kulübesi diğer takımlardan çok daha kaliteli. Dün akşam iki ayrı devre iki ayrı F.Bahçe seyrettik. İlk 45 dakikada bir Lugano'nun kafa topu, bir Alex'in cılız vuruşu, bir de son dakikada Deivid'in direktön dönen topundan başka bir şey göremedik. Ama ikinci yarıda F.Bahçe şovu izledik. Fark çok daha büyük olabilirdi.

Volkan'ın hediyesiydi
Artık takımda şu oynamış bu oynamış fark etmiyor. İşte Uğur ya da Ümit Özat. İşte Deivid ya da Kezman. İşte Deniz ya da Aurelio. İşte Kerim ya da Önder... Hiç fark etmiyor. Deniz'i ayrıca tebrik ediyorum. Başından onca geçen olaydan sonra böyle bir formla ortaya çıkıp top oynaması sadece alkışlanır. Tuncay'ın bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, Lugano ve Edu'nun eleştirilere rağmen oynadıkları bölgenin en iyileri olduğunu göstermeleri çok önemli. Her yazımda Alex'e paragraf açmaktan artık kalemim yoruldu. Bu adamı geldiği günden beri ve halen eleştirenlere şaşırıyorum. Her topu iyi kullanan ve golleriyle takımına hayat veren Alex'i eleştirmek değil, sadece teşekkür etmek gerekir. Bu adam orta saha oynuyor, hem gol hem asist kralı. Daha ne diyeceksiniz? G.Antep, 5.'liğe kadar yükselmiş, kaliteli bir takım. Ligimizin en fazla berabere kalan ekiplerinden biri. Dün de beraberliği hedefledi. F.Bahçe'nin sallandığı anlarda bile kazanacağı belliydi. Demek ki arada büyük fark var. Attıkları gol Volkan'ın hediyesiydi. Volkan'ın kurtardıklarını alkışlarken, yediği gol için dikkat diyorum.

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #25 : 26 Kasım 2006, 06:22:08 »
 Fener Ümit'lendi(NECATI BILGIC)

--------------------------------------------------------------------------------
Geçen hafta Manisa'da liderliği ele geçiren Fenerbahçe dün akşamda Saraçoğlu Stadı'nda zorlu rakibi Gaziantepspor'u net bir skorla yenerek liderliğini perçinledi. Bazen şerden hayır doğar. Eğer ilk yarıda bir pozisyonda Uğur Boral sakatlanıp yerini Ümit Özat'a bırakmasa maçın nasıl bir sonuçla biteceği falcılara kalırdı. Zira KAPTAN oyuna girdikten sonra sarı-lacivertli takımın kazandığı üç golün de en büyük yaratıcısı oldu. Sol kanadı çok iyi kullanan Ümit Özat, önce Appiah'a sonra Alex'e daha sonra da Deivid'e verdiği toplarla sarı-lacivertli takımın galibiyetinde önemli rol oynadı. Maçın ilk yarısı iki takımın kontrollü oyunuyla ve pek az pozisyonla geçti. Bu yarıda Appiah'ın kullanamadığı bir pozisyonla Deivid'in üst direkten dönen bir şutu vardı. İkinci yarı başlarken Appiah'ın golü geldi. Ama taraftarın sevinci fazla sürmedi Volkan'ın büyük hatası Drincic'in beraberliği sağlamasına neden oldu.

G.Antep açık oynadı
Ama Fenerbahçe bir kere aklına liderlikte kalmayı koymuştu ve arka arkaya Ümit'in kullandığı toplarla galip duruma geçti. Tümer ve Deivid'in kaçırdığı önemli fırsatlara rağmen uzatmalarda yine Tümer'in attığı golle sahadan averajını düzelterek ayrıldı. Gaziantepspor, Fenerbahçe'yi yeneceğini sanarak açık bir futbol sergilemesinin acısını çekti. 2-1'den sonra defansından oyuncu çıkardı. Forvette çoğaldı ama Fenerbahçe'nin bol pozisyon bulmasına neden oldu. Zico, Manisaspor karşısındaki takımı sakatlık hariç 88. dakikaya kadar bozmadı. Bu dakikada Deivid'in yerine Aurelio'yu alarak takımının farkı açmasında etken oldu. Maçın hakemi Cüneyt Çakır genelde başarılıydı. Yağmurlu hava ve ağır zemine rağmen pozisyonlara yakın olmaya çalıştı. Ancak sert oyunayan De Nigris'e kart göstermeliydi.

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #26 : 26 Kasım 2006, 06:22:30 »
En kral avcı(HAKKI YALCIN)

--------------------------------------------------------------------------------
İlk yarısı öksürüklü bir akşamdı. İkinci yarısı ballı kaymaklı... İlk dakikalarda galibiyeti besleyen yollar kaygandı. Fenerbahçe'de iyi futbol ortada yoktu da, sanki bir yerlerden çıkıp gelecekti. Sadece Appiah, kestirmeden giden yollara uzatıyordu topları. Alex, sıkışık bir trafikte kaybolmayı seçiyordu. Geçen haftanın kralı Deivid, karşı alanda yalnızlığa terk edilmişti. Gaziantepspor'a baktım da... Onların da gelişigüzel hamlelerle zaman kazanmaktan başka amacı yok gibi görünüyordu.


***


"Tümer'le başlamak hata" diye düşündüm. Ne ayaklarında ahenk vardı. Ne mücadelesinde. Bedeni formanın içindeydi de, ruhu firariydi sanki. Tuncay ve Appiah'ın diğerlerinin açığını kapatamadığı dakikalarda rakibini şımartan bir Fenerbahçe çıktı sahneye... Bu dakikalarda Gaziantep forvetinin, Fenerbahçe cezaalanına dadanmış haylaz çocuk gidişleri tehlikeliydi.


***


Fenerbahçe'de son iki maçtaki ustalar gitmiş, çıraklar gelmişti sanki.. O sırada dakikalar 35'i gösteriyordu ve Appiah kaleciyle karşı karşıya kaldı. Affetmeyen vuruşların adamı, koca kaleyi göremedi, şaşırttı bizi. Üç dakika sonra De Nigris'in Fenerbahçe defansının ipliğini pazara çıkardığı pozisyonda top direkten döndü. "Direkler olmasa, bir kaleci bu denli bir sarhoşluğa nasıl engel olurdu?" diye düşündüm. O pozisyonda direklere üç yıldız verdim, defans oyuncularına içi boş yıldız.


***


Liderliği hangi şartlarda ele geçirdiğini bildiğim bir takımda, Zico'nun Gaziantep karşısında berbat bir kayıp tasarladığını hiç düşünmedim. Ama devre arasında Fenerbahçe'nin sihirli ayaklara ihtiyacı olduğunu düşündüm. Ya da eldeki ayakların sihrine. Daha ikinci yarının ilk dakikasında Appiah, beni utandırmadı, ceza alanı dışından muhteşem vurdu. Bu vuruşa, "Lütfen saygı duruşu" dedim. Appiah çilingir olmanın yanısıra, üstelik bal kovanıydı.. Hem rakibi kovalayan, hem pozisyon üreten...


***


İkinci yarıda forvet hattına yeni yollar döşeyen Fenerbahçe'de, defansın tedirgin edici bir buyurganlığı vardı. Kaleci Volkan da talihsiz bir günündeydi. Gaziantepli Drincic'in beraberliği sağlayan harika vuruşundan sonra, karamsar bulutlar dolaştı, üç dakika kadar.. Ama sol kanatta yeni bir mücadeleye soyunan Ümit Özat harika ortaladı, Alex kafasını çalıştırdı ve aynı güzellikte vurdu. "Alex ne derse o oluyor" dedim. Arkadaşlarını farklı galibiyete davet ederken...


***


Dün gecenin en kritik pozisyonlarında Ümit Özat vardı. Appiah'ı "tırnak içine" alıp, başköşeye oturturken, Tuncay'ı da görmezlikten gelmeyelim. Herkes koşar da, koşarken yorulmayan adamı bulmak mesele. Tuncay gecenin küheylanıydı. Ve Fenerbahçe'nin ani çıkışları yeni gollerin reklam spotlarını sunarken, önce Deivid'in golü geldi, ardından da maçın son saniyelerinde Tümer'in golü...


***


İlk yarıdaki futbolu kenara atarsak, ikinci yarıdaki Fenerbahçe dişliydi, ataktı ve sonucu belirleyen bir takımdı. Zico, en kral avcı artık. Konu üç puan olunca, galibiyete giden ve rakibi avlayan bütün yolları öğrendi. Hangi ülkede dans ettiğini de biliyor artık.

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #27 : 26 Kasım 2006, 06:22:58 »
Ümit Özat(MURAT ZORLU)

--------------------------------------------------------------------------------
Senelerdir Fenerbahçe'de bir sol bek sorunu yaratılıyor. Halbuki Ümit Özat Türkiye'de bu mevkinin en iyi adamı. Fakat nedense bir kısım medya bunu görmek istemiyor. Eğer Zico'nun Ümit Özat'ı kesme sebebi teknik değilse, onu bilemem. Ama eğer teknikse son derece yanlış. İki sezondur Fenerbahçe'nin en iyi işleyen yeri Ümit ve Tuncay'dan oluşan sol kanadıydı. Asıl problem sağ taraftayken, hep bir sol bek arayışına gidildi. Ümit Özat, Gaziantepspor karşısında yaptığı üç asistle umarım Zico'yu bu yanlışından döndürür. İki yarıda da iki değişik Fenerbahçe izledik. İlk yarıda, yavaş oynayan, kanatlardan atak geliştiremeyen ve pozisyon bulamayan bir Fenerbahçe vardı. İkinci yarıda ise erken gelen golle topu iyi kullanan, hızlı atağa kalkan ve kanatları da kullanan bir Fenerbahçe ortaya çıktı. Ümit'le beraber Appiah, Deniz ve Tuncay sahanın diğer iyileriydi. Özellikle ilk yarıda Deivid'in son derece etkisiz olduğu göründü.

Alex gibisi gelmedi
Bu maçın Vestel karşılaşmasından daha farklı olacağı belliydi. Kapanan defanslara karşı Fenerbahçe'nin kullanması gereken isim mutlaka Kezman olmalı. Tıpkı Ümit'in yerinde oynayan Uğur Boral gibi, Rüştü'nün yerinde oynayan Volkan da böyle bir şans yakaladıklarının farkına varmalılar. Volkan'ın yediği gol, Fenerbahçe kalecisine yakışmıyor. Son olarak da Alex bu ligin hem gol, hem de asist kralı. Türkiye liglerinde şimdiye kadar tabelaya bu kadar etki eden başka bir futbolcu gelmedi. Maçın hakemi Cüneyt Çakır her zamanki gibi çok iyi bir karşılaşma yönetti. Şu anda ligin tartışmasız en iyi hakemi.

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #28 : 26 Kasım 2006, 06:23:17 »
Yağmur zorlaştırdı

--------------------------------------------------------------------------------
Soğuk ve yağışlı hava, iki takım oyuncularını da olumsuz etkiledi.


Tüm Türkiye'yi etkisi altına alan soğuk ve yağışlı hava, Fenerbahçe-Gaziantepspor karşılaşmasını da olumsuz etkiledi. Tribünlerin boş kalmasında en önemli etken olarak gösterilen yağmur, zemini de iyice ağırlaştırınca iki takım oyuncuları da zor anlar yaşadı. Futbolcuların sakatlanma riskini artıran ağır zemin, top kontrolünü
de zorlaştırdı. Sahanın kayganlaşması ise kalecilere zor anlar yaşattı. Soğukta üşüyen taraftarlar izledikleri şık gollerle teselli buldular.

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #29 : 26 Kasım 2006, 06:23:45 »
Deniz maçı bekleyemedi!

--------------------------------------------------------------------------------
İstiklal marşı sonrası maç için ısınmaya başlayan Deniz Barış, sahalarda benzerine pek rastlanmayan bir sakatlık tehlikesi atlattı. Kalçasını reklam panosuna çarpan tecrübeli futbolcu, ilginç kazayı ciddi bir sorun yaşamadan atlattı

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #30 : 26 Kasım 2006, 06:24:01 »
Prim adaleti başarı getirdi

--------------------------------------------------------------------------------
Fenerbahçe'de geçen seneye kadar ilk 11'de oynayanlar tam, sonradan girenler yarım ve 18'de olanlar yüzde 10 prim alıyordu. Ancak Zico, bu sistemi değiştirdi. 24 kişilik çekirdek kadro yapılıp, oynasın oynamasın herkese prim kondu. Şu anda 11'e giren futbolcu, 18'e giremeyenden yaklaşık yüzde 10 fazla para alıyor. Bu sistemin gelmesi, takımdaki birlik beraberliğe katkı sağladı. Takımın kazanmasını tüm futbolcular istiyor. Ama şimdi bunun nedeni sadece Fenerbahçeli olmak değil; bir de 'para' etkeni var.



Kaynak: Sabah
__________________

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #31 : 26 Kasım 2006, 06:24:18 »
Formanızı kendi paranızla alın

--------------------------------------------------------------------------------
Başkan Yıldırım’ın isteğiyle kulübün tüm sporcularına gönderilen yazıda, "Her maça iki forma ile çıkıyorsunuz. Bunun dışındaki taleplerinizi Fenerium’dan giderin. Eşinize, dostunuza dağıtacağınız formaları kendi paranızla alıp kulübe katkıda bulunun" denildi.

FORMA satışında dünya devi olan Manchester United, Real Madrid, Bayern Münih, Barcelona, Milan gibi kulüpleri örnek alan Fenerbahçe, hedeflediği noktaya doğru hızla ilerliyor. Son yıllarda kurumsallaşma yolunda önemli adımlar atan, kendi ürünlerini pazarlama adına devrim yaratan sarı lacivertliler, yıllık 200 bin forma satışı sınırına dayandı.

Türkiye ve Avrupa’da birçok Fenerium mağazasında taraftarlarına hizmet veren kulüp, forma satışını artırmak için kadrosuna süper yıldızları dahil ediyor. Geçtiğimiz yıl tavan yapan Nicolas Anelka’nın adını taşıyan formaları kapış kapış eden futbolseverler, bu yıl 100. yıl nedeniyle piyasaya sürülen çift taraflı formalara yöneldi. Taraftarlar son günlerde en büyük ilgiyi Alex de Souza’ya gösteriyor. Ligdeki 12 maçta 10 gol atıp, 9 asist yaparak sarı lacivertli takıma hayat veren ve ligdeki 16 kulübü tek başına sollayan Alex’in yanı sıra Tuncay Şanlı, Stephen Appiah, Tümer Metin ve Mateja Kezman da taraftarın sevgilisi oldu.

Talep çok olunca...

Fenerbahçeli taraftarlar forma satışına bu denli ilgi gösterince kulüp yönetim kurulu yeni bir düzenlemeye gitme kararı aldı. Başkan Yıldırım’ın isteği üzerine bu sezonun başında yapılan düzenlemeye göre, futbol dahil bütün branşlardaki sporculara forma sınırlaması getirildi. Bu durumu bütün sporcularına bildiren sarı lacivertli yönetim, ayrıca şube yöneticilerinden yazılı birer kağıt aldı.

Fenerbahçe yönetimi, futbolculara yaptığı duyuruda, "Her maça iki forma ile çıkıyorsunuz. Bunun dışındaki taleplerinizi Fenerium’dan gidereceksiniz. Eşinize, dostunuza dağıtacağınız formaları kendi paranızla alarak kulübe katkıda bulunmalısınız" dedi. Bu talimat üzerine futbolcular Fenerium’a sipariş vererek kendi adlarını taşıyan formalar hazırlattı.

Appiah 15 bin YTL’lik forma satın aldı

Bu arada forması en çok talep gören futbolculardan Stephen Appiah’ın, bu sınırlama çıkmadan önce geçtiğimiz sezon Fenerium’dan 15 bin YTL’lik alışveriş yaptığı öğrenildi. Ganalı yıldızın, bu formaların büyük çoğunluğunu ülkesindeki hayranlarına gönderdiği belirtildi. Appiah’ın dışında Alex de Souza’nın da çok sayıda forma satın alarak Brezilya’ya gönderdiği bildiriliyor.

FORMA FİYATLARI

Çubuklu taraftar forması 52 YTL

Orijinal gri forma70 YTL

100.yıl forması çift taraflı110 YTL

100.yıl forması tek taraflı80 YTL

Özel isim yazdırma bedeli 10 YTL


Kaynak: Hürriyet

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #32 : 26 Kasım 2006, 06:25:09 »
Sisteme dokunma...

--------------------------------------------------------------------------------
Yönetimin telkiniyle Daum'un sistemine dönen ve başarılı olan Zico'nun, oyuncu yerlerine müdahale etmesi tedirginlik yaratıyor.

Fenerbahçe bu sezon UEFA Kupası'nda Newcastle'la oynadığı maça kadar ortaya koyduğu futbolla hep eleştirildi. Takıma kendi sistemini yerleştiren Zico'nun takımı bir türlü istenen futbolu oynayamadı. Bunun üzerine yöneticilerin telkiniyle Newcastle deplasmanında Daum'un geçen sezon uygulamaya koyduğu 4-4-1-1 düzenine geçildi. Tek forvete dönen Kanarya'ya sadece bu dokunuş yetti ve sarı-lacivertli takım, aslında eski, ama bu sezon için yeni sistemiyle iyi futbol oynamaya başladı. Bu haliyle ligde de son üç maçını kazandı. Zico yine de bir takım müdahaleler yaptı. Tuncay'ı sağ kanada çekti; solu ise geride Uğur Boral'a ve ileride Tümer'e emanet etti.

ÜMİT-TUNCAY KURTARDI
Ama defansif özellikleri zayıf iki oyuncu yüzünden bu bölge çöktü. G.Antep maçında Uğur sakatlanınca sol yeniden Ümit-Tuncay ikilisinin oldu ve F.Bahçe hayata döndü. Hal böyle olunca F.Bahçe camiasında "Bu takıma dokunma, yakarsın" sesleri yükseldi. Zico'nun son olarak Deivid'i sağa çekip Kezman'ı tek forvet oynatması bekleniyor.

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #33 : 26 Kasım 2006, 06:25:30 »
F.Bahçe, PAF'ı 9-0 yendi

--------------------------------------------------------------------------------
Sivasspor ile yapacağı Fortis Türkiye Kupası maçının hazırlıklarını sürdüren Fenerbahçe bugün PAF takımıyla oynadığı hazırlık karşılaşmasını 9-0 kazandı.

Dereağzı Tesisleri'nde yapılan karşılaşmada, Serdar, Kerim, Önder, Can, Ümit, Mehmet Yozgatlı, Kemal, Aurelio, Olcan, Semih ve Deivid forma giydi.
Karşılaşmanın gollerini Kemal (2), Mehmet Yozgatlı (2), Aurelio, Semih (2) ve Deivid (2) attı.

Hazırlık maçında forma giymeyen futbolcular ise Samandıra Tesisleri'ndeki salonda çalıştı. Kaleciler Rüştü ve Volkan ise Murat Öztürk yönetiminde Dereağzı Tesisleri'nde ayrı bir çalışmaya tabi tutuldu.

-SAMANDIRA TESİSLERİ KAR ALTINDA-

Samandıra Tesisleri'ndeki sahaların karla kaplı olması nedeniyle PAF takımıyla oynanan hazırlık maçı Dereağzı Tesisleri'nde yapıldı.

Bu arada, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı çim zemini naylon bir örtü ile kapatıldı.

Statta iki hafta boyunca maç yapılmayacağı, buna bağlı olarak soğuk ve yağışlı havanın zemine zarar vermemesi için Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı zemininin bir örtü ile kapatıldığı bildirildi.

Stat müdürü Ayhan Bak, konu ile ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

''Stadımızda 2 hafta boyunca karşılaşma oynanmayacak. Bu dönem içinde meteorolojiden alınan bilgiler neticesinde havanın bir süre daha yağışlı olacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Zeminimizi korumak ve gerektiği zaman kullanıma hazır olmasını sağlamak için tedbirler aldık. Bunun başında da zeminin kapatılması geliyor. Daha önce de bu yönteme defalarca başvurduk. Bu zeminimizi korumak açısından büyük önem taşıyor.

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #34 : 26 Kasım 2006, 06:26:07 »
Tahkim'den Fener taraftarına övgü

--------------------------------------------------------------------------------
Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Başkanı Türker Arslan, Fenerbahçe taraftarına övgü yağdırdı. Galatasaray Topluluğu İşbirliği Kurulu tarafından düzenlenen "Sporda Şiddet ve Ayrımcılık" konulu toplantıya katılan Türker Aslan, "Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu'na bugüne kadar Fenerbahçe hakkında küfürlü tezahüratla ilgili hiç bir dosya gelmedi. Çünkü küfür etmiyorlar. Bu takdir edilecek bir şey. Ama Galatasaray ve Beşiktaş seyircisinin küfürlü tezahüratı nedeniyle ne yazık ki her hafta dosyaları geliyor" diye konuştu. Arslan, statlarda küfürün son bulması için bütün kulüplerin Fenerbahçe gibi çaba harcamasını istedi.



Kaynak: Sabah

Çevrimdışı m3t3d1nh0

  • 1. SINIF ÜYE
  • *****
  • İleti: 15.446
  • Puan 9028
  • Cinsiyet: Bay
  • olm kişisel mesajdan sanane
    • MSN Messenger - m3t3_d1nh0@windowslive.com
    • Profili Görüntüle
Ynt: KASIM AYI HABERLERİ
« Yanıtla #35 : 26 Kasım 2006, 06:27:09 »
Fenerbahçelilik Başka Bir Şey...-Şehnaz Tanılkan

--------------------------------------------------------------------------------
Hayatta her şeyin başladığı, o başlangıcın fark edildiği bir zaman vardır... Yaşamımda kendimi bildim bileli hep en çok sevip kıymet verdiğim ve ne yapsam nereye gitsem yanımda olan, içimde yaşayan benimle büyüyen Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik gerçeği.

İşte bu gerçeğin bende ne zaman ve nasıl başladığını tam olarak hatırlamıyorum. Ben ne zaman ve nasıl Fenerbahçeli olmuştum diye düşündüğümde hala hatırlamadığımı, bilmediğimi fark ediyorum. Sanki kendiliğinden benimle birlikte aynı zamanda doğmuş ve yıllar geçtikçe de öyle büyümüş hiç azalmadan tükenmeden.

Çocukluk dönemlerimde beni Fenerbahçeli olmaya yönlendiren birilerini ya da seçimimi etkileyen bir sebep ya da olay da hatırlamıyorum. Sanırım bu sadece bir kız çocuğunun kendiliğinden Fenerbahçe'yi kendisine yakın hissetmesiydi. Etkide kalmadan, plansız, kendiliğinde olan ve gelişen büyüyen bir Fenerbahçelilik ruhu. Sarı lacivert renkleri seçen, kendisini o efsane çubuklu formanın sarı lacivertine yakın hissetmiş küçük bir kız çocuğu.

"Bir kız çocuğu bu kadar düşkün olur mu maça, futbola..."

O yıllarda sokak aralarında oynanan futbol maçları, sürekli yaralı bereli gezdiğim diz kapaklarım, eski tahta langırt masalarında geçirilen uzun saatler, langırt masalarında hep "ben sarı lacivert olacağım" diye kendimce kural koyarak başladığım oyunlar, eski bilgisayarlar oyunlarında ellerim acıyana kadar sabahlara kadar oynadığım futbol maçları, biriktirdiğim Dünya Kupası oyuncu kartları albümleri...

O yıllardan bugüne futbol ve futbola dair her ne varsa ben ısrarla onun peşindeydim galiba. Ailemden çevremden şu sözleri duyardım hep; "bir kız çocuğu bu kadar düşkün olur mu maça, futbola..." Evet öyleydim ve buna da alışmıştım. Hele ki o dönemler için oldukça tuhaf ve tezat gibi görünen bu durum ben büyüdükçe de benimle birlikte daha büyüdü. Küçüklüğümde öyle anlar olurdu ki "keşke ben de erkek olsaymışım" dediğim...

Bunun başlıca sebebi de futbol ve Fenerbahçe sevgisiydi. O kazanırsa başarılıysa sahada golleri atarsa sanki ben de o derece başarılı sevinçli, coşkuluyumdur. Benim için mutluluktur, heyecandır, bağlılıktır, yaşamımın en değerli anlamlarından biridir Fenerbahçe, inandığın birlikte yola çıktığın ve hep seninle olandır sanki...

Var olduğunu nefes aldığını bildin bileli seninledir, bir parçan olmuştur çoktan. Maçları kaybettiğinde yenilgilerde hüzündür, sessizliktir, keşkelerdir... İyi günde kötü gündedir Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik...

"Ben de o maçta Kadıköy'de tribünde olabilsem keşke"

İstanbul'da yaşamayıp uzaktan sevmek, maçlarını televizyondan radyodan takip etmek, gazete küpürlerini kesip saklamak, "ben de o maçta Kadıköy'de tribünde olabilsem keşke" demektir. Daha küçüklükten başlayarak büyük merakla ve hevesle sadece hayal ederek ilk kez gidilecek olan Fenerbahçe maçının heyecanı hevesi.

Unutulmaz maçlar anılar vardır hani... En eski diye hatırlayabildiklerimden. Okul koridorlarında radyodan dinleyip sonucu öğrendiğin, eski gündüz maçları olduğundan ders saatlerinde bile aklının kaldığı, anlatılan derse konsantre olamadığın, "maç kaç kaç" diye sürekli merakla sorup durduğun.

Okul çıkışı merdivenlerden inerken ilk yarısının 3-0 yenik kapatıldığı ve okul servisinden inip de sırtında ağır okul çantanla koşarak eve girdiğinde 4-3 önde olduğunu duyup inanamadığım o unutulmaz efsane Fenerbahçe Galatasaray maçlarından biri. 3-0 yenik olmanın üzüntüsü ve hayal kırıklığından bir anda çıkıp duyduğumda skoruna inanamayıp sevinçten havalara uçtuğum o maç.

Türkiye'nin en güzel ve aslında tek gerçek derbisi diye düşündüğüm Fenerbahçe Galatasaray maçları...Rıdvan, Oğuz, Aykut'ları yaşarken, daha evvel zamanı yakalayamayıp Lefter Küçükandonyadis'ler, Basri Dirimlili'ler, Can'lar, Fikret'ler... Daha eski zamanlarda doğmuş olup o eski günlerin ölümsüz Fenerbahçelilerini izleyebilmiş, o dönemi yaşamış olmayı isterdim.

Her Büyükada'ya gidişimde Lefter'i düşünürüm

Günümüz futbolu Türkiye ve dünyada bu kadar hızlanıp endüstriyelleşmeden, maddesel değerlerin bu kadar değişmemiş olduğu, o saf, kıymetli, daha basit ve yalın olan, tribünlerde "ya ya ya şa şa şa Fenerbahçe çok yaşa" tezahüratlarının coşkuyla söylendiği dönemlerin futbolunu...

Her Büyükada'ya gidişimde Lefter'i düşünürüm, bir yokuştan bir köşeden görünür hep. Onu adada bir yerde görmezsem sanki içim rahat etmez, görseydim gelmişken derim. Bu isimsiz Fenerbahçe gönüllüsü, Lefter Küçükandonyadis daha uzun yıllar yaşasın, Fenerbahçe'nin 100. yılını da, daha nice başarılarını da görsün diye geçiriyor içinden... Onu ve Fenerbahçe'mize kuruluşu olan 1907 yılından bugüne emek vermiş tüm eski sporcularımızı efsanelerimizi de saygıyla anarken...

İlk gittiğim maç

İlk gittiğim Fenerbahçe maçı unutulmazdı. Önceden başka şehirlerde gittiklerimi saymıyordum. Çünkü aslolan yıllardır hep hevesle, özlemle beklediğim Kadıköy'de Fenerbahçe stadındaki maçlardı benim için. Stada yaklaşırken ki heyecan, taraftarların coşkusu, Cadde'deki Kalamış'taki Fenerbahçe ruhu. Anlatılmaz ifadesi güç bir histi bu. Stadın merdivenlerini çıkarken sanki titremeye başlayan dizlerim, yeşil çimleri, kaleleri, sarı-lacivert tribünleri ilk gördüğüm an...

Gözlerimin dolduğu ve işte neden Fenerbahçeli olduğumu fark ettiğim, gurur duyduğum Fenerbahçe'me kavuştuğum andı. Sonraki yıllarda giderek büyüyen Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik sevgisi, bağlılığı. Daha sık gidilmeye başlanan İstanbul maçları, bu arada şahit olunan parça parça yıkılarak büyük emek ve çalışmayla yeniden inşa edilen stadımız, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu... Bir başka deyişle "Mabed'i", tek yürek olduğumuz, Fenerbahçe sevgisiyle buluşulan, adına yakışır mabedimiz. O stadın her yerinde maç seyretmiş bir taraftar olarak, yeri geldiğinde elinde biletle kartla maça giremeyip stad etrafında bir umut panik halinde dolandığım, içeri girmek için ağlayarak koşturduğum, stada girme çabalarımın artık imkansız olduğunu anlayınca da göz yaşlarına boğulduğum bir Fenerbahçe Galatasaray maçı...

Stadı ve maçları düşününce stadın her tribününde maç izlediğimi fark ediyorum. Kale arkaları, eski numaralı, maraton alt ve üst tribünler, 1907 tribünü... Fenerbahçe stadının her köşesinin keyfi, tribün hali, anıları bambaşka güzel. Yeter ki o gün hangi maç varsa Mabed'e girebilmiş ol ve o heyecanı yaşa, Fenerbahçe'nin bir parçası olduğunu yoğun olarak hisset. "Hep Destek Tam Destek" gerçeğini, Fenerbahçeliliğin iyi günde kötü günde olduğunu, mühim olanın aslında en zor ve imkansız anlarda bile o umudu, inancı kaybetmeden sahadaki futbolculara destek vermek olduğudur.

Papazın Çayırından bugünlere...

Değişen, yenilenen ve büyüyen Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı ile giderek farklılaşan tribünler, taraftar profili de görülüyordu. Her tribünde görmeye alıştığımız kadın ve çocuklardaki sayı artışı, ailecek maça gelen, takımlarının o gün maçında yanında olup keyifli maç dolu bir hafta sonu gününü yaşamak isteyen aileler...

Eskiden beri kendimi bir taraftar olarak en rahat ve coşkulu hissettiğim yer olmuştu Fenerbahçe stadı. Kendimi unuttuğum, o an sadece Fenerbahçe taraftarı olup sadece tek amaç için ortak paydada buluşulan Fenerbahçe stadı. Kadın ya da erkek, o an cinsiyet farkının kalmadığı, herkesin sadece Fenerbahçe taraftarı olduğu yer. Benim için hiçbir zaman öyle bir farklılık yoktu. En başından beri tek önemli olan Fenerbahçe taraftarı olmaktı. Tribünlerde olup o gün sadece tek bir amaç etrafında birleşmek, Fenerbahçe sevgisini, coşkusunu orada yaşamak, paylaşmak.

Papazın Çayırından bugünlere... O stadın eski fotoğraflarına bakıp bugünkü halini gördükçe insan gururlanıyor, nereden nerelere diye düşündürüyor insana. O yıl çimleri ilk gördüğüm günden bugüne hevesim heyecanım hiç azalmadı; hatta giderek daha da artarak büyüyor.

Denize gitmek yerine Dünya Kupası izlemek

Çocukluğumda yaz tatillerinde inatla denize, sahile gitmeyip gündüz maç var diyerek öğle sıcağında site bakkalının içindeki televizyondan takip ettiğim Dünya Kupası maçları, ve o dönemin eşsiz, göze hoş gelen futbol maçları unutulmaz.

Şimdi hala futbolun doğasına olan bu sevgim ve hayatımdaki vazgeçilmez yerinin sebebi de çocukluğumdan bugüne benimle büyüyen en sevdiğim gerçeklerimden biri olması. Ben Fenerbahçe ile büyüdüm ve Fenerbahçeli olmakla da hep gurur duydum. Fenerbahçe'nin adı geçtiğinde nerede ve nasıl olursa olsun heyecanlandım, sarı lacivert renkleri gördüğümde yüzümde gülümsemesi belirdi hep.

Nasıl başladığını hala hatırlamadığım bu kendimce yarattığım Şehnaz Fenerbahçeliliği sonra hep hayalim olan Fenerbahçe Kulübü üyeliği ile şimdi daha da anlamlandı. İlk hatırladığım Fenerbahçe Genel Kurulu, ilk verdiğim oylar, salona girip de karşımdaki kocaman Fenerbahçe bayrağıyla göz göze gelip gururlanmak, "ait olduğum ve hep olmayı istediğim yerdeyim" diyen içimdeki sesi duymak. Üzerinde Fenerbahçe Kulübü logosu olan aldığım her zarfta büyük heyecan duymak.

Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz...

Fenerbahçeliliği ve Fenerbahçe'nin büyüklüğünü, anlamını en güzel ifade eden sözlerde de büyük Fenerbahçeli İslam Çupi'nin bir yazısında vardır....

"Türkiye'de, Fenerbahçe Cumhuriyeti sağlıklı başarılı ve ilkse bu ülkede her şey mutlu ve huzurludur. Esnafın yüzü güler, parakendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz. Tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar meyhaneler fuldur. Stadlar Türkiye'nin her vilayetinde lebaleptir. Fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini ***ürür, Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz..."

Yeri asla dolmayacak, sevgisi kelimelerle anlatılamayacak o Fenerbahçelilik. Her defasında sesim kısılsa da haykırmaktan vazgeçmem: "Çocuklar inanın, inanın çocuklar güzel günler göreceğiz güneşli günler...

Şehnaz Tanılkan