İyi ki yoksunuz!
--------------------------------------------------------------------------------
G.Antep maçından önce dostlarla vakit geçiriyoruz. Masada bir de spor yazarı abimiz var. Konu konuyu açtı, "Yahu Selçuk" dedi ve "Bu alemde isminin büyümesini istiyorsan siyaha beyaz diyeceksin ve özellikle F.Bahçe'yi sürekli kötü yönde eleştireceksin. Başka türlü bu dünyada yer bulmak zor" diye ekledi. İsmini versem hepinizin tanıyacağı, futbol kültürü yüksek, saygın fakat şu anda maalesef hiçbir yerde yazmayan değerli bir ağabeyimizin sözleriydi bunlar. Fenerli denilen hayali medya, küçük bir cümleyle bu kadar güzel anlatılabilirdi.
***
Bakın, Ümit Özat Gaziantep maçının tartışılmaz yıldızı. Bir sol bekin oyuna böylesine (üç asist) etki ettiği nadir görülür. Aslında Ümit bu işleri çok yaptı ama kimseye yaranamadı, o ayrı konu. Zaten anlatmak istediğim de bu değil. Spor yazarlığı doğru tespitleri gerektirir, doğru analiz gerektirir, art niyet olmamasını gerektirir ve en önemlisi de dürüstlüğü gerektirir... Öz eleştiri yapmak çok önemlidir... Yazarlık haksız olduğun yerde özür dilemenin erdem olduğunu bilmeyi de gerektirir. Okurlarına saygı duymak ve doğru bilgi vermek açısından bu faktörler hayata geçirilmelidir.
***
Mesela adamın biri zamanında yazı yazmış, "Ümit Özat bu takımda oynamaz" deyip "Futbolcu filan değil" damgasını vurmuş, "Zico ile F.Bahçe, bırakın Avrupa'yı Türkiye liginde hiçbir şey yapamaz" demiş. Elbette ki bunlar fena halde yanılmışlar. İşte burada öz eleştiri mekanizmasını işletip özür dileme erdeminin de devreye girmesi gerekmiyor mu? Gerekiyor ama nerde... Bakıyorum adam maç yazısında üç asist yapıp maça damgasını vuran sol bekten tek söz etmiyor. Ayıptır, günahtır yahu, bu köşeler babamızın malı değil. Kimsenin şahsi çıkar veya kavgasını yapacağı yerler hiç değil. Bizler bir yerde kamu görevi yapıyoruz. Para verip de bu gazeteyi alanlara, sahalarda yaşananları doğru anlatmak zorundayız, işimiz bu. Herkesin görüşüne saygım sonsuz ama beş yaşındaki çocuğun bile maçın kahramanı olarak göstereceği bu kişiden, bilmem kaç binlik vuruşunda tek söz edersen (O da kötü şekilde) ben de senin iyi niyetinden şüphe ederim arkadaş.
***
Daha durun bakalım, Zico için atıp tutanlara da sıra gelecek. F.Bahçe kazandığı zaman "Rakipler kaybediyor" demek basit bir kaçış yoludur da, nereye kadar gidecek? Zico sistemi değiştirmişti ama aynı şekilde kadroyu da... Bundan niye bahset miyorsunuz? Her zaman söylüyorum, teknik adamlar sizin hayatta elde edemeyeceğiniz o diplomaları manavdan pazardan almıyorlar. Evet, belki siz olsanız Deniz yerine Aurelio'yu, Deivid yerine Kezman'ı, Lugano yerine Can'ı vs. vs.oynatırdınız. Ama şimdi liderlik koltuğunda oturamazdınız. Zaten siz olsanız Daum'u da çoktaaan gönderip takıma şampiyonluk filan da göstermezdiniz. Aman iyi ki yoksunuz, iyi ki... Sizler kendi dünyanızda istediğinizi yapın da Fenerbahçe'yi rahat bırakın yeter.